ULUSLARARASI İŞBİRLİĞİ VE YARDIMLAŞMA DERNEĞİ

IBS GÖNÜLLERDE 1


IBS’in faaliyette bulunduğu ülkelerin en önemlilerinden birisi de Brezilya. 2007 Kurban Organizasyonunda Brezilya’ya gönderilen yardımlar halkın IBS’e olan sevgisini güçlendirdi.

        Brezilya’daki IBS yetkilisi arkadaşımız Ahmet Bey geçtiğimiz günlerde hayırlı bir haberi bizlerle paylaştı. Biz de bu güzel haberi siz IBS gönüllüleriyle paylaşalım istedik.

        William SAMPAIO Evanjelik bir ailenin çocuğu olarak büyür. Babası, William henüz 3 yaşındayken evi terk eder. Çocukluğu ekonomik sıkıntılarla, zorluklarla geçer. Buna rağmen annesinden aldığı destekle ayakta durmaya çalışır. Annesinin bir sözünü hiç unutmadığını söylüyor “Bir şey istiyorsan arkasından koş, onun için savaş”

        Son yıllarda daha büyük bir inançla nasıl Allah’a bağlandığını, Müslümanlarla olan tanışmasını ve kendisini sorgulamaya başlamasını William’ın kendi ifadelerinde dinleyelim.

        “Hayatım olumsuz geçtiği için, Allah'a daha yakın olmak istedim ve kiliseye gitmeye başladım, bu 2002 senesinden sonra oldu. Her sene Allah'a inancım daha çok güçlendi. Her şeyin Allah'ın elinde olduğunu fark etmeye başladım. Hayatım çok değişti. Çevrem beni farklı görmeye başladı. Yeni bir iş bulmak istediğimde çok dua ederdim, ve hep bulurdum. Reklamlarda, manken olarak çalıştım. Çoğu kişi  şöhretin arkasından koşarken ben  sakinliği tercih ettim ve Allah' a  yöneldim,  ondan yardım istedim.

        Her neyse, burada Hz.İsa (a.s.)’nın  Tanrının oğlu olduğunu öğretiyorlar, ben Hz.İsa (a.s.)’yı bu yaşıma kadar sadece bu şekilde tanıdım. Başka kaynaklarımız yok. Onun için şimdilerde İslam’a her şeyi adapte etmek kolay değil. Çünkü İslam çok farklı.

        Evet sizlerin de burada hizmet yapmanız, bir aile olarak burada bu şekilde yaşamanız, bizim için büyük bir örnek. Burada sizlerden gördüğümüz yardım ve ikramları hiç kimse yapmıyor, mümkün değil. 
 
        21 yaşında ilk defa bir Müslümanla tanıştım, ismi Malik. Yakın bir şehirde işe gidip gelirken, bir camii her zaman benim ilgimi çekerdi, şeklini severdim. Malik’le aynı şehirde oturuyoruz. O Müslüman olduktan sonra İslâm’ı ilk defa duydum. Onunla Malcolm X hakkında konuşmuştuk, bu zamana kadar her türlü filmi görmüştüm, ama Malcolm X’ inkini daha değil. Malcolm X’i tanıyorsunuzdur. Amerika’da Müslüman olan bir zenci. Kendisi zenci ayrımına karşı çok mücadele etti ve İslam’ı tebliğ etti.

        Önceden zenci hareketlerinde çok aktif idim. Burada Pan Afrikanizm deniliyor. Çocukken ırkçılığın ne olduğunu fark etmiyorsun. Sonra gençken fark etmeye başladım. Çünkü farklı çevrelerin tepkilerinden dolay, çok dışlayıcı hareketlerle karşılaştım.

        Allah insanı yarattı, sadece belirli ırkları değil. Ayrımcılık yaratılışa karşı bir hareket.”


        Tanıştığı Müslüman arkadaşları William’ı oradaki yetkilimiz Ahmet Bey ile tanıştırıyorlar. Bu tanışmadan duyduğu heyecanı ve sonrasında yaşadıklarını şöyle anlatıyor William;

        “Sonra Maliki'den dolayı Ahmet’i tanıdım. Ailesi ile ilk defa yolda tanıştım. Burada, bizim şehrimizde bir Müslüman ailesin bulunmasına çok şaşırdım. Sonra Ahmet'in Fred Hampton’un gelişini organize ettiğini duydum. Fred Hampton Pantera Negras liderinin oğludur, bunlar Amerika’da ırkçılığa karşı savaşıyorlar. Bir Müslümanın zencileri desteklemede bir vesile olduğunu duyunca çok sevindim. 
 
        İnsanın inancı olmasa bir parmağını bile kıpırdatamaz. İnancımdan dolayı çok şükür bu zamana kadar hiçbir zorluk yaşamadım. Ama yine çok mutlu değildim.

        Ahmet’in evine gitmek istedim, çok merak ettim… Fred Hampton'u Ahmet'in evinde ziyarete gittim. Orada kardeşlik duygusunu hissettim. Herkes yer sofrasına oturmuştu. İlk defa böyle bir şey görmüştüm. Yiyeceklerin farklılığı, herkesin bir arada yemesi, evin basitliği, elinde olanı paylaşması vesaire... Sonuçta bu insanların maddiyata esir olmadığını gördüm. Ben ise hep daha çok olsun isterdim. Ya da zengin olmayı hayal ederdim.

        Buradaki insanlar sen açlıktan zorlansan bile bir şey vermez, 2 ekmeği olsa diğerini yarına bırakır, acaba yarın aç kalır mıyım diye. Burası böyle.
 
        Sonra başka bir Müslüman, bana bir Müslüman olarak ölmenin önemini anlattı. Bu da beni çok etkiledi. Bir Müslüman olarak yaşanırsa ölümden korkmamak gerektiğini anladım. 
 
        İslâm’ı daha çok tanımak istedim. Ahmet’e gidince  beni hakikatle karşılaştırdı. Anlattıklarıyla kafamı çok karıştırdı. İnançlı bir insandım, ama şimdi ne oluyordu? Hayatım her zaman iyi gidiyordu, bu yeni duyduklarım bana ne getirebilirdi ki?
 
        Müslüman olmadan önce onunla namaz kılmak isterdim. Beni hep bir sıcaklık tutardı, terlemekten duramazdım. Başkaları ise serinlikten benim halimi anlamıyordu Namaz esnasında aşırı sıcaklık hissederdim, anlamıyordum olanları… Yeni yıla gelince oruç tutardım.  Bu sefer Ahmet’in anlattığı gibi oruç tuttum. Benim için çok heyecanlı geçti. Çok şeyler hissettim ve Allah'a bana Müslüman olmamda yardım etmesi için dua ettim. Yine çok aşırı terledim. 

        İlk Cuma gelince beraber cumaya gittik ve orada şahadet getirdim. Bedenimdeki sürekli ateş hali beni çok etkilemişti. Bir hafta böyle devam ettikten sonra o gün, 4 Ocak 2008’de Müslüman olmaya karar verdim. Kendimi çok derin hissettim…”


        Müslüman olmaktan duyduğu mutluluğu William’ın kendi ifadeleriyle anlatalım.

        “İslâm bana ne gösteriyor, bana ne getirdi diye sorarsan? Kısacası doğru ve yanlışın ne olduğunu. Yani en kısa yoldan cennet ve cehenneme nasıl gidilir.

        Eskiden çok lüzumsuz konuşurdum, o bitti artık. İslâm temizleyicidir, pisliklerden arındırıyor ve ileriye götürmek için güçlendiriyor. Moral ve etik düşüncelerimi doğruya yönlendirdi.

        Hakiki kardeşler getirdi. Ne kadar zor olsa da, bana hatalarımı açıktan söylemeleri, beni doğruya yönlendirmeleri bana çok şey kazandırdı. İslâm'da kardeşlerine gerçekten güvenebilirsin. Çünkü Allah'a karşı sorumluluğu ve bağlılığı var. Evet her şeyin önünde evvela Allah var. Zor anlarda bile sabrı, merhameti, affetmeyi ister istemez öğretiyor.    

        Evet şimdi bir müslümanım ve Elhamdülillah yaşıyorum, komşularım benim en fazla “18 yaşına kadar, ya ölecek ya da hapishaneye gidecek” dedikleri, aynı kişiyim.
 
 İslâm’la yeniden doğduğumu hissettim, çoğu eski isteklerim ortadan kalktı. Temizlendim, hafifledim.”


        Eşi de William’ı desteklemiş ve o da Müslümanlığı öğrenmeye çalışıyormuş. William bu durumdan oldukça memnun.

        William Brezilya’daki zengin Müslümanların yeni Müslüman olanlara yardımcı olmadıklarından biraz yakınıyor. Ancak Ahmet Bey’le tanıştığı için çok mutlu. Bu durum Türkiye’ye karşı da yakınlık ve sevgi duymasını sağlıyor. Ülkesine daha çok destek sağlanmasını isteyen William mektubunu şöyle bitiriyor,

        “Ama bu Brezilyalı Türk ailesinin buradaki yardımlarının  büyük faydalarını gördüm. Çünkü burada iz bırakıyor, insanların düşüncelerini değiştiriyor. İnsanların ön yargılarını ortadan kaldırıyor, güvence veriyor. Burası hep şehvet ve şevki gösteren bir ülke, dünyada böyle tanınmıştır. Onun için buraya daha çok güzel örnekler gerekiyor. Niye böyle İslâm’dan uzak kalmış ülkelere daha çok yardım edilmiyor? İnşallah bu bir gün değişir. 
 
         William Sampaio, 32”

        Durum böyle kıymetli IBS gönüllüsü dostlarımız. Sizlerin desteğiyle pek çok ülkede güzel işler yapıyoruz. Güzel neticeler alıyoruz. Bunların en güzeli de bir kişinin daha huzura, selamete, kurtuluşa ermesi.

      Selametle Efendim...